Haber

İskoçya,dan Anadolu’ya…

Son yıllarda tüm dünyada garip arkeolojik keşifler yapılmaya başlandı, özellikle gezegenimizin her yerinde bulunan yeraltı şehir ve tünelleri bunlardan en ilginçi ve bir anda Avrupa’nın birçok yerinde ortaya çıkmaya başladılar, öyleki birçoğu 12000 yıl öncesine kadar dayanıyor fakat arkeologların aklında tek bir soru var neden? Neden böylesine bütün 1 kıtayı saran hatta Akdeniz kıyılarına kadar uzanan yeraltı tünelleri yapıldı gereği neydi? Hangi sebep binlerce yıl önce yaşamış insanları bunu yapmaya gitmişti. Koyunlarını otlatan bir çoban Alp dağları’nın yamaçlarında dolaşırken kaya parçalarının arasında kalan bir oyuk olduğunu fark etti taşları, biraz ayırdıktan sonra gördü ki bu oyuk bilinçli olarak açılmış bir sığınağa benziyordu. Anlatılanlara göre çoban içeri girdi ve hiç beklemediği bir şeyle karşılaştı, çünkü burası bir sığınak değildi evet duvarlara kazınmış pagan işaretleri çok eski dönemlerden kaldığı belli olan bir takım el yapımı malzemeler vardı. Alman arkeolog Doktor Henry KEÇ antik dünyaya açılan “Yeraltı Kapısına Sırları” isimli kitabında keşfedilen ilk tüneli şöyle anlatıyor;

Ekibimle birlikte araştırmak için bölgeye gittiğimizde bunun arkeoloji bilimi açısından devrim olacağına emin dik tünel birkaç yüz metre boyunca oldukça genişken daha sonra inanılmaz derecede daralıyor, öyle ki ilerlemek için sürünmek zorundasınız yer yer antik çağdaki paganları ait tasvirler duvarlara kazınmış bir kaç saat boyunca daracık yerde sürüldükten sonra karşımıza devasa bir alan çıktı tıpkı bir kongre salonu toplanma merkezi gibi ortada konuşan kişiyi çevredekilerin izleyebileceği şekilde tasarlanan bu alanda yiyecek depoları ve çeşitli odalar var sonrasında küçük ve dar bir geçitten tekrar sürünerek ilerleyeceğini geçip devam ediyor fakat biraz gittikten sonra büyük bir gülücük nedeniyle bundan sonrasına devam etmek imkânsız. Aradan birkaç ay geçmemişti ki Avrupa’nın çeşitli yerlerinde de benzer yeraltı sistemleri ortaya çıkmaya başladı Almanya Fransa İtalya İspanya ve Kuzey Avrupa’da binlerce bunlardan en garibi İskoçya’da olanı ve yapılan testlerle 12000 yıl öncesine kadar dayandığını açık bir şekilde görülmüştü kilometrelerce devam ediyor içeride evler büyük toplanma bölgeleri antik çağlardan kalma silahlar var tünelin tamamı toprak kaymaları ve dağlardaki çöküntüler den dolayı açılamadı. Fakat aynı istikamete devam ettiğimizde Avrupa’nın diğer yerlerinde bulunan tünellerle tıpkı bir yol gibi kesiştiğini gördük gördük. Hatta daha da ileri Anadolu ya oradan da Akdeniz kıyılarına kadar gidiyor 12000 yıl önce hangi azim ve teknoloji ile bunu yapabildikleri ise bir muamma.
Bazı arkeologlar tünellerin yapılış amacını binlerce yıl önce insanların vahşi hayvan saldırılarından korumak olduğunu düşünüyorlar. Bu sayede korunaklı bir şekilde ülkeler arası yolculuk yapabilme şansları var, kısacası geçmişin otoyolları ancak o tarihlerde Avrupa kıtası’ndaki insanları tehlikeye sokabilecek hayvan türü sadece Ayılar sırtlanlar ve kurtlardı.
Halbuki insanlar avcılıkla yaşamlarını sürdürdükleri için bu hayvanlarla zaten karşılaşıyor ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini de iyi biliyorlardı. Bazılarına göreyse tünellerin önemli bir bölümünün daracık geçitlerden oluşması ve bulunan odalarında günümüz insanının alamayacağı kadar küçük olması ancak başka bir insan türünün bu ağ sistemini kurması ile açıklanabilir diyor. Bu gerçekten garip bir iddia fakat kendi içinde tutarlı tarafları var Avrupa’da binlerce yıldır anlatılan ve filmlere konu olmuş efsanelere göre uzun zaman önce boyları çok kısa bir takım insanlar her yerde görülüyordu.
Cüceler olarak anılan bu garip tür pagan inanışlara sahiptir ve yaşadıkları yerler dağların içi cüceler o kadar çalışkandı ki hiç durmadan kazıyor ve kazıyorlardı taki onlardan bir daha hiç haber alınamayana kadar bu. Efsaneler yıllar boyunca Avrupa’nın her ülkesinde anlatılmıştır.

Hatta yüzüklerin efendisindeki cücelerde aynı hikayelerin bir ürünü, işin ilginci gerçekten de bu devasa yer altı tünel ve şehirleri ancak boyu bir metreyi geçmeyecek insanların rahatlıkla yaşayabilecekleri şekilde tasarlanmış geçitlerin genişliği bazı yerlerde günümüz insanının ilerlemesini imkansız kılacak şekilde 50 santime kadar düşüyor. Belki de efsane gerçeklere dayanıyordur.

Avrupa’da önemli bölümü arkeolog Doktor Henry KEÇ çalışmaları ile ortaya çıkan 1600 tünel var tünellerin çöken bölümleri incelemede için sadece çok az bir kısmına girilebilir ve bu tüneller daha önce de söylediğimiz gibi belli bir şeritle ilerliyor yol Türkiye topraklarında bile devam ediyor.
Arkeologlara göre tünelin istikamet illerinden biri Türkiye’deki Keçi kalesi peki nedir? bu Keçi kalesi uzun yıllar önce Anadolu’da yaşayan Rumlar tarafından İzmir’de ıssız bir alanda dağların tepesine yapılmış olan garip bir yer Selçuklular bu toprakları tamamen Feth ettiklerinde bile keçi kalesini alamamışlar. İlk başta konumundan dolayı alınamadığı düşünülüyordu, fakat sonra işler biraz değişmeye başladı çünkü anlatılanlara göre kaledeki düşman askerleri sanki yeraltından fışkırıyormuş gibi bitmek bilmiyordu.
Yıllar boyunca çevresi tamamen kuşatılsa da içeridekiler ne açlık ne de susuzluk çekmediler en sonunda Türk askerleri dağlarda gezen keçi sürülerinin arasına saklanarak yaklaştılar ve kale ele geçirildi ismi de oradan geliyor. Fakat askerler içeri girdiğinde garip bir şeyle karşılaştılar birkaç kesir dışında hiç kimse yoktu yıllardır savaşmak zorunda kaldıkları bu kadar düşman askeri nereye gitmiş olabilirdi? Cevap uzun zaman sonra yapılan arkeolojik çalışmalar ile ortaya çıkacaktı.
Kalede yapılan kazılarda 80 & 100 metre derinliğe uzanan bir tünelin yer altındaki su kaynağına gittiği görüldü kaynak kalecik askerlerin su ihtiyacını karşılıyordu, fakat su kaynağının derinlerinde bir geçidin daha olduğu ve bu geçitte askerlerin çok uzak diyarlara gidip gelebildikleri anlaşıldı. Şu anda yine geçidin önemli bir bölümü yıkılıp göçük altında kalmış olduğu için nereye kadar uzandığı bilinmiyor ancak Kale tam da yabancı arkeologların belirttiği gibi Avrupa’daki yer ağının istikametinde kalıyor bu ve benzeri Türkiye’de çok fazla yeraltı sistemi var.
Hepsi de aynı düzlemde gidiyor Avrupa’daki yeraltı şehirlerinin bazıları ortaçağ döneminde de kullanıldı ancak belgelere göre rahiplerin bir kısmı tünellerin Cehennemi açıldığını düşündükleri için kapalı kalması gerektiğine inanıyordu. Fakat zaman içinde bu algılarını yenerek buraları kilise olarak kullanmaya başladılar bu yeraltı şehirlerinin paganlar ve inançsızlar tarafından yapıldığının duyulmasını istemedikleri içinde içerideki binlerce yıllık tasvirlerin önemli bir bölümünü kazıtarak üzerlerine kilise sembollerini yerleştirmişler birkaç yüzyıl böyle devam ettikten sonra başlayan rönesans ve reform hareketleri ile Avrupa’da yenileşme kilise baskısının azalması gibi durumlarla yeraltı tünelleri de kullanım dışı kalmış oldu tabi.

1950’li yıllarda yavaş yavaş tekrar görüşmeye başlayana kadar şu anda arkegonların net olarak emin olduğu bir gerçek var Bu da İskoçya’dan başlayan ilk tünelin Türkiye toprakları boyunca devam ettiği ve belki de Türkiye’den daha öte çok uzak ülkelere kadar gitmiş olabileceği. İnsanoğlu artık ayak bastığı toprakların altında çok daha eski ve ilginç medeniyetlerin bulunduğunu yavaş yavaş kabul etmeye başlıyor. Bugünse maalesef 1600 tünelin neredeyse %90 lık kısmından daha fazlası toprak altında kalmış durumda.
Yıkılmış olan bölümler ise yine ne kötüdür ki geçitlerin en önemli bölümlerini oluşturuyor yani dağlara uzanan ve yeraltındaki olası bir yaşamın izlerinin en net görülebileceği yerler yıkılmış belki de birileri izlerini kaybettirmek için önemli noktaları bilinçli olarak kapattı kim bilir…..

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Close
Close